10 Nisan 2012

Satış

İstanbul'un Osmanlılar tarafından
ele geçirilmesinden önce kullanıldığı 
düşünülen Konstantinopolis bayrağı
Topluluklar üzerinde egemenlik kurmak isteyen her odak bir şeyler pazarlamak zorundadır. Günümüzde hâlâ en büyük egemenlik odağı (yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren biraz daha perde arkasında durmayı yeğliyor olsa bile) devlet olduğuna göre, devlet kurmak ve onu yaşatmak için de pazarlanması gereken şeyler vardır.

Bir devlet kurabilmek ve onu yaşatabilmek için kitlelere "vatan", "millet" pazarlanması gerekir. Bunun başarılı olabilmesi için ise kitleler, "vatan" ve "millet"in temel bir gereksinim olduğuna dair güçlü bir inanca sahip olmalıdır. Son yüzyıllar içerisinde bu inanç yeterince yerleşmiş olduğundan bu "vatan ve millet satışı" çok da zor değildir. Vatan ve millet kitlelere bir kere pazarlandıktan sonra, bunların gerekli olduğuna dair inanç da güçlenmeye başlar. Pazarlama ve inanç birbirlerini simbiyotik bir biçimde besler.

Bizans sikkesi
Ancak gün gelir iktidar odağı olmak için "vatan" ve "millet"ten farklı ve zaman zaman bu kavramlarla çelişir gibi görünen bazı şeyleri pazarlama ihtiyacı belirir. Artık bu iki kavram yeterli değildir. Fakat halk kitleleri bu iki kavrama yüzyıllar içerisinde kültürel anlamda ciddi bir şekilde bağlanmış olduğundan bu kavramlarla çelişen yeni kavramları pazarlamak da iyice zorlaşmıştır.

Bakalım ne olacak?

10 yorum:

Murat Marangoz dedi ki...

Sen bana bunu ispatla bu paralar hangi müzedeymiş öğren.Bu bayrak ile ilgili sağlam delillere ulaş.Bende söz veriyorum Türkiyenin neresinde istersen seni 10 gün tatile çıkacağım.Radyo televizyon gezip eşşeğim diye bağıracağım.Hatta yunanistana gidip bu sizin bayrağınız Türkler bayrağınızı çaldı diyeceğim.Tamam mı ?

Tolga dedi ki...

Murat Bey,

Siz yazının ana fikrini kaçırıp birkaç yan öğeye, ayrıntılara odaklanmışsınız; ya da ben yazının ana fikrini tam ifade edememişim.

Şöyle söylemeye çalışayım: Ben, "bu bayrak kesinlikle Konstantinopolis'in bayrağıdır; bu sikkeler de kesinlikle mevcuttur" demedim (gerçi sikkeler çok çok büyük ihtimalle mevcut, bayrak konusu biraz tartışmalı, ancak hilâl ve yıldız sembolü geçmişten bugüne çok sayıda uygarlık tarafından kullanılmış semboller). Bunların gerçekten böyle olup olmadığı da çok önemli değil. Ha, ne açıdan önemli, tarihsel bilgimize katkıda bulunur, bu açıdan önemlidir; ancak bunun dışında çok kritik şeyler değil. Anlatmak istediğim, belirli dönemlerde belirli topluluklar üzerinde egemenlik kurmak amacıyla çeşitli sembollerin kullanılıyor olduğu, insanların bu semboller etrafında toplanıp yönlendirilmek istendiği konusu idi. Fakat tarih boyunca kullanılan bütün bu sembollerin bir "ömrü" vardır. Gün gelir bazı semboller ömürlerini tamamlar ve yerine yeni semboller bulunması gerekir. Yirminci yüzyılın sonu ve yirmibirinci yüzyılın başı itibariyle de ulus-devletlerin gerileyişi, bazı sembolleri kitleleri yönlendirebilmek için yetersiz kılmaya, kullanışsız hâle getirmeye başladı. Bu noktada farklı yeni sembollerin de yükselişine tanık oluyoruz. Bu kısacık yazı da asıl olarak buna odaklanmaya çalışıyor.

Yorumunuz için yine de teşekkür ediyorum.

Murat Marangoz dedi ki...

Benim sinirlendiğim nokta şu.4 gün önce yunan kopilleri sayfamıza gelip buna benzer bir bayrak ortaya attılar neymişte 1500 yıl önce mi ne bu kostantinapoli bayrağıymış.Gelde sinirlenme.Bende eğer böyle bir gerçek var ise bana ispatlamasını rica ettim.Şu paralara gelince.Eğer böyle bir para mevcut olsaydı yunanlılar rahat durmaz bunu bir müzeye koyar ve ellerinden gelen propagandayı yaparak bunu her defasında Türkiyeye propaganda olarak uygulardı.Fakat internettende araştırdığımda o yunan kopillerinede sorduğumda kesin bir cevap alamıyorum buyur sana bir kaç link atayım oku yazdıklarımı.Yani bu konuda sinirlenmem gayet doğal çünkü siz internet ortamında bu resimleri paylaştıkça bu kopiller " aa Bakın Türkler de yavaş yavaş kabulleniyor gibisinden laflar söylüyor" Wikipedi sitesinden sözde kostantinople bayrağı bir tarihi gerçekliği olmadığı için kaldırılmıştı.Fakat tekrar eklemişler. Tarihi gerçekliği olmayan herşey sözdedir.Tıpkı bu madeni paralar gibi.

http://e1208.hizliresim.com/10/n/c292h.jpg

http://e1208.hizliresim.com/10/n/c292k.png

Murat Marangoz dedi ki...

Bu arada konunun ana fikrininde farkındayım çok teşekkür ederim.

yan tarafa baktığımızda o sözde bayrağın yanında şöyle yazıyor
" Satış = İstanbul'un Osmanlılar tarafından ele geçirilmesinden önce kullanılan Konstantinopolis bayrağı "

Lütfen böyle tarihi gerçekliği olmayan sözde şeyleri topluma yansıtırken dikkat edelim.

Çünkü bu sözde bayrağın ortaya atılması Türk milletine karşı yapılan küçük propagandalardan birisi.Bayrak bizim milli değerimiz eğer o değere sahip çıkmaz isek hele birde onların tarihi gerçekliği olmayan propagandalarına kulak asarsak vay halimize.

Tolga dedi ki...

Pek çok noktada size katılmadığımı söylemek zorundayım.

Birincisi herhangi bir şeyin tarihi gerçekliği olmadığını belirleyecek merci siz değilsiniz. Ayrıca, eğer biraz "gerçek tarih" okusaydınız, Osmanlı İmparatorluğu'nun baştan aşağı Bizans'ın devlet yapılanması üzerine kurulduğunu, kendilerine Bizans'ı örnek aldığını bilirdiniz. Buna dair kaynak bulmak için illa çok uzaklara gitmeniz de gerekmiyor, birkaç İlber Ortaylı kitabı okumanız bile bunu öğrenmeniz için yeterli olacaktır.

İkincisi hilâl ve yıldız sembollerinin birlikte kullanımının çok eski bir geçmişi var. İslam'dan ve Türklerden çok öncesinde de kullanılıyor: http://en.wikipedia.org/wiki/Star_and_crescent

Semboller her zaman için böyledir. Bir dönem bir topluluk tarafından belirli bir anlam verilerek kullanılırken, daha sonra başka bir topluluk o sembolü alır, adapte eder ve daha farklı bir anlam vererek yeniden kullanmaya başlar. Bu nedenle, eğer Bizans'ta böyle bir bayrak mevcutsa (ki buna ne siz ne de ben karar verebiliriz, şimdilik araştırmaya muhtaç görünüyor), Osmanlı'nın yapısını örnek aldığı bir devletten bayrağını da alıp adapte etmesi çok da uzak bir ihtimal olarak görünmüyor.

Ayrıca bu bir "propaganda" falan da değil; veya "propaganda malzemesi" olarak kullanılacak bir mesele değil. Eğer bu bayrak Osmanlı tarafından adapte edilmiş olsa bile bu ne Osmanlı'yı alçaltır, ne de Doğu Roma İmparatorluğu'nu yükseltir. Tarihe böyle değer yargılarıyla bakamazsınız. En azından ben bakmıyorum. Tarih bir etkileşim sürecidir ve toplumlar birbirlerinden karşılıklı olarak etkilenirler. Birbirlerinden pek çok fikir, sembol, uygulama alırlar ve bunları kendilerine adapte ederek kullanırlar. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Bu bayrak ve sikkeler hakkındaki gerçek ne olursa olsun, bu gerçeğin ortaya çıkmasının sonucunda kimseye zarar gelmeyecektir. Ne Yunanlar Anadolu topraklarında hak talep edebilecek ne de Türkler kendilerini aslında Bizanslı olarak görmeye başlayacaklar. Lütfen tarihe kısır çekişmeler içerisinden bakmayalım.

Son olarak, ben şahsen bu bayrağın ve sikkelerin bu şekilleriyle Doğu Roma İmparatorluğu tarafından kullanılmış olmasını büyük ihtimâl dâhilinde görüyorum ve her ne kadar sizin ve benim şu anki bilgilerimizle "kesin" bir şey söyleyemiyor olsak bile, ben bunu ileri süren tarihçilere kendimi daha yakın hissediyorum. Bu nedenle yazının anafikriyle olan uygunluğunu da göz önüne alarak görselleri bu şekilde bırakmayı tercih ediyorum.

Saygılar,
T.

Tolga dedi ki...

Murat Bey,

Bilmiyorum sizi ne kadar memnun eder ama bayrak görselinin altında yer alan "kullanılan" ifadesini "kullanıldığı düşünülen" olarak değiştirdim.

Sikkelere gelince, ay ve yıldız içeren benzer sikkeler Bizans'tan önce, Roma İmparatorluğu'nda da, mesela İmparator Hadrianus döneminde zaten kullanılmış. Bunun için ayrıca bir ispat gerekmiyor: http://tjbuggey.ancients.info/images/hadstar.jpg & http://bargainbinancients.com/zen/images/rom0018.jpg (Referanslar için: http://tjbuggey.ancients.info/romeimp.html)

Eğer ay ve yıldız Bizans İmparatorluğu'nun selefi olan Roma İmparatorluğu'nda zaten kullanılmışsa, Bizans tarafından kullanılmaması için hiçbir neden göremiyorum.

Kalın sağlıcakla,
T.

Murat Marangoz dedi ki...

Tolga Bey,

Bilgiler için teşekkürler bir kaç bilmediğim şeyi öğrenmiş oldum.Anadoluya gelmeden önce Bizanslılarda Beylik sistemi vardı.Vilayetler beyliğin başına geçirilen kişilerle yönetiliyordu.Osmanlı da bu sistemi kullandı.Fakat bayrak konusunda hala ısrarcıyım.Siz tutupta yıktığınız bir imparatorluğun ya da bir ülkenin bayrağının biraz değiştirilmiş halini kendinize simge edermiydiniz? Hele de bu ülke bir hristiyan ülkesi siz ise müslümansanız? Kaldı ki bu bayrağın aynısını Göktürkler de kullanıyordu.Tabi bunu en iyi olarak bağımsız tarihçiler bilir.Kusura bakmayın amacım kötü birşey değil ama sinek küçükte olsa mide bulandırıyor.Bilgiler için teşekkürler, verdiğim rahatsızlıktan dolayı da çok özür dilerim.

Tolga dedi ki...

Estağfurullah Murat Bey,

Rahatsızlık vermek diye bir şey söz konusu bile olamaz. Ayrıca bu tartışma, İnternet üzerinde çokça tanık olduğumuz gibi seviyesizleşmedi. Sizin yapıcı eleştirileriniz için de teşekkür ediyorum. Yalnız bir noktada bir şey eklemek istiyorum, şöyle demişsiniz: "Siz tutupta yıktığınız bir imparatorluğun ya da bir ülkenin bayrağının biraz değiştirilmiş halini kendinize simge edermiydiniz? Hele de bu ülke bir hristiyan ülkesi siz ise müslümansanız?"

Yine başa dönmüş gibi olacağım ama, mesela bugün İslam'ın sembolü olarak bilinen "hilâl"in İslam'dan önceki kullanımlarına bakarsanız şaşırıp kalabilirsiniz. Önemli olan sembollerin kendileri değildir, o sembollere insanlar tarafından yüklenen anlamdır. Aynı sembolü farklı bir dini inanca sahip farklı bir medeniyet farklı bir anlamla kullanırken, başka bir medeniyet o sembolü alıp daha değişik bir anlamda kullanabilir. Kullanıyor da. O nedenle bu tip konularda buna dair mantık yürütmeler her zaman için doğru sonucu vermeyebiliyor. Son olarak ona dikkatinizi çekmek istedim.

Rahatsızlık değil, yaptığınız katkı için teşekkür ederim yeniden.

Adsız dedi ki...

gerçeklerin tarih derslerinde anlatıldığı gibi olmadığını düşünüyorum. tartışma konusu bayrak nasıl bir yunan propagandası olabilir anlamış değilim. bence romayı kuran etrüsklerin türk olduğu iddialarını kanıtlayan bir bulgudur. bence bir yanlış yorumlama da bayraktaki imgelerin ay-yıldız olduğudur. doğrusu güneş ve ay olmalıdır ki bu da antik türklerdeki kün-eki(güneş-ay) kutsal ikilemesine uymaktadır. konuyla alakalı bir başka gizlenen gerçek te istanbulun bilinen en eski adının asitane'nin antik türkçe bir kelime olduğudur. anlamını da as-at-an yani gökyüzünde asılı olan cennetin yeryüzüne atılmış hali diye açıklayabiliriz. kelimenin kazakistan şehri olan astana ile benzerliğine de dikkat çekmek isterim. hal böyleyken bu bayrak imgesi yunan propogandasından ziyade olsa olsa türklerin en az m.ö.15000den beri anadoluda olduklarını öne süren alternatif türk tarihçilerinin prpoaganda malzemesi olabilir. Kazım Mirşanın sözkonusu iddiaları ispatlayan tamga okumalarını incelemenizi tavsiye ederim. Muazzez İlmiye Çığ'ın Sümerde Tufan, Tufanda Türkler isimli kitabı da kafanızdaki soru işaretlerini arttıracaktır.

Tolga dedi ki...

Sayın "Adsız",

Kusura bakmayın ama size de karşı çıkmak zorundayım. "Gerçekler tarih derslerinde anlatıldığı gibi değildir" diyerek girdiniz, ancak yazının devamında 1930larda yaratılmak istenen ve en ufak bir dayanağı olmayan alternatif resmi tarih anlayışının en şiddetli savunucusu hâline geliverdiniz.

Neden Etrüsklerin, Sümerlerin şunların bunların Türk olduğunu iddia etmekle, Türklerin EN AZ (oha!) MİLATTAN ÖNCE (oha!) 15.000 YILINDAN BU YANA (oha ki ne oha!) Anadolu'da olduğunu söylemekle falan uğraşılıyor ki. O zamanlar adına Türk denen kavmin geçtiğimiz binyılın başında Anadolu'ya geldiği açık. Ancak o dönemde Anadolu'da bulunan 10larca farklı etnisiteyle kaynaştığı ve Orta Asya'nın o klasik "Türk" geninin kalmadığı da açık.

Bugün Türkiye'de yaşayan halk üzerinde yapılan çalışmalarda Orta Asya'ya uzanan genlerin sadece toplumun %10'luk bir kesiminde bulunduğu ortaya çıkıyor. Bu demek oluyor ki bugün Türkiye'de yaşayanların %90'ının atalarının Orta Asya'yla tarih boyunca hiçbir ilişkisi olmamış.

Zaten artık "ırk" adlandırmalarının hiçbir şekilde etnik kökenle ilgisi kalmadı. Aslında "ırk" diye bir şey de kalmadı bilimde, gerçek hayatta da zaten yoktu. Bu nedenle bugün "Türk", "İngiliz", "Fransız", "İtalyan" deyince sadece bir dili anadili olarak konuşan toplumları belirtir olduk, "özbeöz" İtalyanlar, "safkan" Türkleri belirtmiyoruz yani. Böyle bir şey de zaten söz konusu değil.

Şimdi bütün bunları göz önüne aldığımızda, "Türklerin" 15 bin yıldır Anadolu'da olduğu, yok efendim Etrüsklerin Türk olduğu gibi 1930lar zırvalarına karnımız da tok. Muazzez İlmiye Çığ'a hele, karnımız daha da tok.

Neden bir taraf "Türklerin" kökenini salt Orta Asya'ya dayandırıp yalnızca orayı çıkış noktası görürken, diğer taraf da aynı şekilde "Türklerin" 15 bin yıldır Anadolu'da olduğunu falan iddia eder anlamış değilim. Neden illa iki adet hem bilimsel hem sosyal gerçeklerden uzak saçmasapan tez etrafında döner bu tartışma? Neden "Orta Asya Türkleri Anadolu'ya geldikten sonra o dönem Anadolu'da yaşayan pek çok halkla bütünleşmiş, böylece Anadolu'da yeni ve farklı bir kültür oluşmuş" diyen insanlar azınlıktadır?

Üstelik Malazgirt Savaşı öncesi Anadolu tarihini toplumsal miras kabul etmek için Anadolu'nun "özbeöz Türk yurdu" olduğunu falan iddia etmek de gerekmiyor ki! Benim için miras zaten Orta Asya falan değil, Anadolu'dur; ancak bu durum benim Anadolu'nun 15 bin yıldır "Türk" olduğunu iddia etmemi de gerektirmez. Ben, sen, hepimiz, Anadolu'da bugüne kadar gelmiş geçmiş medeniyetlerin çocuklarıyız. Üstelik yalnızca kültürel olarak değil, çoğu kişi açısından aktarılan genler açısından da genellikle böyle bu. O halde asla sonuç vermeyecek bu tip kısır tartışmaları bir kenara bırakıp "Anadolu"yu sahiplenmek gerekiyor. Fakat bu sahiplenme Anadolu'nun "aslında Türk" olduğu saçmalığını "kanıtlamaya" kalkışmakla değil, kendimizi Anadolu'daki ve Anadolu coğrafyasına yakın yerlerdeki tüm medeniyetlerin mirasçısı olarak görmekle yapılmalı.

Amma konuştum.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...