Doğuş'a iade-i itibar
Vallahi kim ne derse desin ve zamanında ne kadar şikayet etmiş olursak olalım, eskiden, gatekeeper'lar varken (kimin müzik yapıp kimin yapmayacağını seçen üst kurul, sosyalizm gibi düşün) müzik, gerçek müzisyenler tarafından icra ediliyormuş. Önüne gelenin sikindirik odasında, sıfır müzik hissiyle (bilgi demiyorum, müzikte bilgisizlik, bilgili olmaktan iyidir, ama his yoksa çöp üretirsin) yaptığı boktan boktan kayıtların dinlendiği şu çağda Doğuş gibi ful ticari ve "kalitesiz" bulunan bir adamın müziği bile altın misali parlıyor.
Şarkının yapısı klasik ama epey iyi; kıta (verse) ve nakarat (chorus) dışında bir middle-eigth'imiz bile var. Middle-eight'li/köprülü şarkı yapmıyorlar artık Türkiye'de, çok çirkin zamanlardayız. Hatta utanmayıp bir de perdesiz bas solosu eklemişler şarkıya. Fakat şarkının yapısının ötesinde enstrümantasyon çok iyi. Middle-eight'teki o pizzicato kemanlar (1:48-2:05) falan nedir olm? "Doğuş işte yeaa, ne müziği yapacak, meeeh!" dersin ama gayet nefis bir pop şarkısı yazmış herif (beste de onun ha). Şarkının sonunda şiir okumasaymış iyiymiş ama o kadar kusur Kadıkı-zın'da da olur (Japonya'nın Kadıkı-zın şehrinden okuyan varsa selamlar).