22 Kasım 2013

Albüm: Woody Guthrie - Dust Bowl Ballads (1940)

1929'da başlayan ve 1930lu yıllar boyunca etkili olan Büyük Bunalım yetmezmiş gibi, ABD'de 1930larda başka bir kriz daha yaşandı. Amerika'nın tam da göbeğinde, özellikle Oklahoma, Kansas, Kolorado ve Teksas'ta etkili olan "Dust Bowl" nedeniyle milyonlarca Amerikalı işsiz ve aç kalıp Batı'ya, Kaliforniya'ya göç etmek zorunda kaldı.


1930ların özellikle ilk yarısında ve ortalarında, aşırı kuraklık ve erozyonu önleyici yöntemlerin uygulanmaması sonucunda oluşan şiddetli toz fırtınaları, bölgede hem doğaya büyük zararlar verdi, hem de tarımı neredeyse tamamen öldürdü. Bunun sonucunda toprakları kullanılamaz hâle gelen çiftçiler her şeylerini bırakıp Batı'ya, özellikle de Kaliforniya'ya doğru yola çıktı. İşte bu döneme "Dust Bowl" veya "Dirty Thirties" adı veriliyor, bu dönemde meydana gelen göçler de "Dust Bowl Migration" olarak anılıyor.

Stratford, Texas'a yaklaşan bir toz fırtınası. 18 Nisan 1935.
Daha fazla fotoğraf için tıklayın.

İşte 20. yüzyılın en önemli folk müzisyenlerinden ve şarkıcı/şarkı-yazarlarından Woody Guthrie'nin ilk albümü Dust Bowl Ballads baştan aşağı bu trajediye ayrılmış bir müzikal destan. Yalnızca bir gitar ve vokal, zaman zaman eşlikçi bir armonika ile dönemin tüm dehşetini ve insanların çaresizliğini, yaşayanların gözünden yansıtabilmeyi başarıyor. Hatta kendisi de Oklahomalı olduğundan ve her ne kadar çiftçi olmasa da o dönemin sıkıntılarını ciddi şekilde yaşayıp, Kaliforniya'ya doğru göç edenlere katıldığından albümü yarı-otobiyografik olarak görmek de mümkün. Aslında sözlere dikkat edilmeksizin dinlendiğinde, bu müzikten kaygısız ve hatta neşeli bir his alınabilir. Ancak bu albümü güzelleştiren de melodilerin kaygısızlığıyla sözlerin depresifliğinin yarattığı o nefis kontrast oluyor.


Albümün akla getirdiği başka bir şey, 1960lar sonrası popüler müziğindeki bazı "yenilik"lerin fazlasıyla abartıldığı oluyor. Misal "konsept albüm" kavramı. Nereye baksam müzikseverler arasında hangi albümün "ilk gerçek öz hakiki" konsept albüm olduğuna dair tartışmalar görüyorum mesela; hatta zamanında bu tartışmalara bizzat katılmışlığım da var. Fakat 1940 tarihli bu albüme baktığımda, sapasağlam bir konsept albüm görüyorum. Üstelik o zamanlar bırakın "konsept albüm" kavramını, "albüm" kavramı bile yok; çünkü teknoloji buna izin vermiyor. "Albüm"ler genelde, her bir yüzüne 3 buçuk dakikadan daha fazla kayıt yapılamayan 78lik plakların (Türkiye'de taş plak olarak anılırlar) bir kutu içerisinde bir araya getirilmesi olarak anlaşılıyor. Bu nedenle de aslında tek tek, birbirinden bağımsız olarak kaydedilmiş olan plakların bir "toplama" mantığıyla bir araya getirilip satılmasından ibaretler. Hatta bu bile çok seyrek yapılıyor. 1930larda, '40larda, '50lerde albüm mantığıyla bir araya getirilmiş "albüm"lere pek rastlayamıyor oluşumuzun sebebi bu. Fakat Woody Guthrie, günümüz mantığında "albüm"ü keşfetmiş, bununla da yetinmemiş "konsept albüm"ü de keşfetmiş gibi görünüyor.

*Bu linkten albümdeki şarkıları baştan aşağı içeren bir YouTube playlist'ine ulaşabilirsiniz.


Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...